Ay: Ekim 2025

Yardım Etmek: İyilik mi, İhtiyaç mı?

Yardım etmek… İnsan olmanın en kadim, en temel eylemlerinden biri. Tarihin ilk topluluklarından beri, tehlikelerle dolu bir dünyada birbirine el uzatmak, sadece bir erdem değil, yaşamın devamı için bir zorunluluktu. Kurtlar sofrasında hayatta kalmanın tek yolu, toplu bilinci korumaktı.

Fakat bugün, artık hayatta kalmak için değil — çoğu zaman varlığımızı anlamlı kılmak, içimizdeki boşluğu doldurmak ya da sadece “iyi bir insan” olduğumuzu kanıtlamak için yardım ediyoruz.

Peki, bu durumda yardım etme eylemi, gerçekten bir başkasına uzanan, karşılıksız bir el midir, yoksa aslında kendimize tuttuğumuz bir aynanın yansıması mı?

Fromm ve “Gerçek Verme” Paradoksu

Psikanalist ve filozof Erich Fromm, klasik eseri Sevme Sanatı’nda bu ikileme ışık tutar. Fromm’a göre, insanın “verme” kapasitesi, olgunluğun en büyük göstergesidir. Ama burada kastedilen, zoraki veya üstünlük taslayan bir verme değildir.

Gerçek verme, ihtiyaçtan değil, içsel zenginlikten doğar. İnsan bir şeyi eksik olduğu, borçlu hissettiği için değil; içindeki hayat enerjisi taştığı için paylaşır. Böylece insan başkalarına yardım ederken kendine de yardım eder.

İşte bu, günümüz dünyasının en büyük paradoksudur: Bir yanımız, bu “içsel zenginlikten” doğan saf iyiliği arzularken, diğer yanımız modern çağın hız ve gösteriş kültürüyle kuşatılmıştır.

Han’ın Aynasında: Palyatif Yardım

Byung-Chul Han, Palyatif Toplum’da modern insanın acıya tahammülsüzlüğünden bahseder.
Ona göre çağımız, her türlü olumsuzluğu hızla bastırmaya çalışır — acıya değil, rahatlamaya odaklanır.
Yardım etme biçimlerimiz de bu paliyatif mantığın içinde şekillenir.
Acıyı anlamak yerine, onu “yönetmeye” çalışırız.
Birine yardım ederken, onun acısına eşlik etmektense, onu çabucak susturmak isteriz.

Han’a göre bu, modern şeffaflık kültürünün de bir uzantısıdır.
Herkesin iyi görünmeye çalıştığı bir dünyada, yardım bile “temiz”, “pozitif” ve “gösterilebilir” olmalıdır.
Oysa gerçek yardım, karanlığa eğilmeyi, acının gölgesinde kalmayı gerektirir.

Yardımın Tüketim Kültürüne Entregasyonu

Ne var ki modern çağ, yardımı bile tüketimle, görünürlükle iç içe geçirmiş durumda. Artık iyilik bile ölçülüyor, performans gibi sergileniyor, hatta “beğeni” ve “yorum”larla ödüllendiriliyor.

Sosyal medyada yapılan yardımlar, ne yazık ki sıkça kalbin değil, kameranın önünde şekilleniyor. Acının fotoğrafı, gözyaşının hikayesi, bir anda binlerce etkileşim alıyor. Bu durumda yardım etmek, kimi zaman bir vicdan gösterisine; kimi zaman ise bastırılmış bir eksikliğin veya sosyal kabul görme arzusunun dışavurumuna dönüşüyor.

Bu noktada o can alıcı soruyu sormak zorundayız:

Birine yardım ettiğimizde, gerçekten onun acısını mı hafifletiyoruz, yoksa kendi huzursuzluğumuzu ve yetersizlik duygumuzu mu dindiriyoruz?

Belki de çoğu zaman, karşımızdakinin kırılganlığında, muhtaçlığında kendi yaralarımızı görüyoruz. Ve ona el uzatırken, aslında içimizdeki çaresiz çocuğa, ihmal edilmiş benliğimize de dokunuyoruz. Bu, insanidir; ancak yardımı, karşı tarafın ihtiyacından çok, kendi psikolojik ihtiyacımız haline getirir.

⚖️ Gerçek Yardım: Adalet/Eşitlik ve Yanında Durmak

Gerçek yardım, üstünlükten değil, eşitlikten doğar. “Ben güçlü, sen zayıfsın; ben verici, sen alıcısın” diyerek yapılan iyilik, kabul edelim ki, aslında bir tür gizli üstünlük duygusu içerir. Karşımızdakini, bize minnet duyacağı bir konuma iter.

Oysa gerçek yardım, iki insanın aynı düzlemde buluşmasıdır: Biri elini uzatır, diğeri tutar; ama ikisi de insan olmanın kırılganlığını, düşebilme ihtimalini bilir. Yardım alan da veren de, o anki pozisyonlarının geçici olduğunun farkındadır.

Unutmamalıyız ki, bazen yardım etmek, sadece büyük bir şey yapmak, para vermek ya da sorunları çözmek değildir.

Bazen yardım etmek, sadece susmak ve yanında durmaktır.

Çünkü her şeyin çözümünü sunmaya çalışmak, karşındakini küçültür, onun potansiyelini elinden alır.

Bazen en büyük yardım, birinin kendi gücünü fark etmesine izin vermektir.

Modern insanın trajedisi, bağlantı kurmakta değil, bağlantıyı sürdürememekte yatar. Yardım da böyledir. Bir anlık jestle birine dokunmak kolaydır; ama onunla kalmak, onun hikâyesini sabırla taşımak ve sürecin bir parçası olmak çok daha zordur. Yardımın kalıcı değeri, anlık bir duygusal deşarjda değil, sürdürülebilir bir insanlıkta gizlidir.

Sonuç: İnsanlığımızı Hatırlamak

Sonuçta yardım etmek, sadece başkası için değil, insanlığımızı hatırlamak için de vardır. Çünkü insan, ancak başkasının varlığında, ona tuttuğu aynada kendi ruhunu, sınırlarını ve potansiyelini tanır.

Belki de gerçek yardımın tanımı şudur: Birine eksik olan bir şeyi vermek değil; onda zaten var olan o muazzam gücü, umudu ve yeteneği görmesine yardım etmektir.

Bu, bir kurtarıcı olmak değil, bir ayna olmaktır. Ve bu tür bir yardım, hem vereni hem de alanı özgürleştirir.

Bu blog yazısına okuyucuların da katılımını sağlamak ister misiniz? Örneğin, bir anket ekleyebiliriz: “Sizce yardım etmek, daha çok kime iyi geliyor: Yardım Edene mi, Yardım Alana mı?”

A New Way to Measure Wellbeing: Beyond Just Happiness

When we think about wellbeing, many of us imagine being happy, smiling, and enjoying life. And that’s true — but it’s only half the story. Wellbeing is also about things like growing as a person, feeling a sense of purpose, and having strong, meaningful connections with others.

Psychologists often call these two sides of wellbeing:

  • Hedonic wellbeing – feeling good, experiencing positive emotions, being satisfied with life.

  • Eudaimonic wellbeing – living with meaning, growing, contributing, and accepting yourself.

Until now, most wellbeing surveys measured one side or the other, but rarely both together. That’s why we created the Holistic Wellbeing Measure (HWM) — a short, practical tool that looks at both happiness and meaning in life.

Why We Built the Holistic Wellbeing Measure

There are already lots of wellbeing questionnaires out there. The problem? Many are too long, focus too much on happiness only, or were designed mainly for Western cultures. But wellbeing isn’t experienced the same way everywhere.

The HWM was designed to:
✅ Cover both happiness (hedonia) and meaning (eudaimonia)
✅ Be short and easy to use (just 12 items)
✅ Work well across age groups — from teens to adults
✅ Be culturally sensitive, tested first in Türkiye but meant for global use

What Does the Scale Look At?

The HWM has two main parts:

  • Eudaimonic wellbeing – questions about values, personal growth, self-acceptance, life purpose, and close relationships.

  • Hedonic wellbeing – questions about happiness, peace of mind, energy, and positive emotions.

In simple terms, it measures whether someone both feels good and functions well.

What We Found

We tested the HWM with over 1,100 people: adolescents, young adults, and adults. The results were clear:

  • The scale is reliable (people answer consistently).

  • It predicts important things like mental health, social health, and even physical health.

  • Higher scores on the HWM are linked with less depression, anxiety, and stress.

So, it doesn’t just tell us about wellbeing — it also helps explain how wellbeing connects to health and life outcomes.

Why This Matters

Wellbeing isn’t just something we talk about in therapy sessions or philosophy books. Schools, workplaces, and even governments are now looking for ways to track and improve wellbeing.

A tool like the HWM can help by:

  • Giving a quick snapshot of someone’s overall wellbeing.

  • Helping teachers, counselors, or managers see where support is needed.

  • Allowing researchers to study wellbeing in a more complete way, beyond just “are you happy?”

What’s Next?

Of course, no single scale can capture the full richness of human wellbeing. But the HWM is a big step toward a more balanced and global view. Future research will test it in different cultures, with older adults, and over longer periods of time.

For now, it’s an easy and powerful way to measure both sides of the wellbeing coin: happiness and meaning.

In short: wellbeing is not just about feeling good — it’s also about living well. The Holistic Wellbeing Measure gives us a simple way to see the full picture.

If you’d like to dive deeper into the research behind this scale, check out the full paper:
Arslan, G. & Coşkun, M. (2025). Measuring eudaimonic and hedonic wellbeing: Development and validation of the Holistic Wellbeing Measure. Journal of Personality Assessment. https://doi.org/10.1080/00223891.2025.2569671